Skoda'nın Kaybolan Fikri: Tudor

Özellikle son birkaç yıldır Skoda markası yollardaki etkisini önemli ölçüde arttırmış durumda. Sedan, Hatchback ya da SUV gibi çeşitli segmentlerde birçok farklı modele sahip olan marka her geçen yıl tasarım ve malzeme kalitesini daha ileriye taşıyor. Böylece zaman ilerledikçe sınıfının en kaliteli otomobillerini üretmek için daha da tecrübeli hale geliyorlar. Konu tecrübeden açılmışken bu yazıda ele alacağımız otomobil Skoda markası için tarihinde bir mihenk taşı rolü üstleniyor. O otomobil Skoda Tudor!

Skoda Tudor, görünüşü itibari ile günümüzde belki fazla ilgi çeken bir otomobil olarak değerlendirilmeyebilir. Ancak, ardındaki hikâyeyi dinlediğimizde bir otomobilin basit bir metal yığınından nasıl bir fikrin temsilcisi haline geldiğini görüyoruz. Volkswagen Group, bir otomotiv devi haline gelme yolculuğunda bünyesine çeşitli markalar kattı. Bu markalardan bir tanesi 1974 yılında VW Group çatısı altında faaliyetlerine devam etmeye başlayan Skoda’ydı. Her ne kadar Çekya’nın en önemli markalarından biri olsa da VW Group ile karşılaştırıldığında ufak bir marka olan Skoda yıllarca Coupe segmentinde bir araç üretemedi.

Fakat bu durum, 2000 yılında Skoda Tudor’un fikir babası olan Wilfried Bockelmann ile değişti. Bockelmann, Skoda markasının o zaman kadar ürettiği en popüler modeller olan Octavia, Fabia ve Superb üçgeninden artık sıyrılması gerektiğine inanıyordu. Bu nedenle Skoda’nın o zamana kadar hiç girişmediği bir işe adım atma kararı aldı. Bir Coupe yapmak! Fikri popülerleşen Bockelmann ve ekibi çalışmalarına başladı ve Tudor konsept otomobilini Skoda Superb’yi temel alarak oluşturdu. Otomobilin tasarımcısı Zdenek Cibulka’nın verdiği demeçlerden yola çıkıldığında otomobilin çizim aşamasında tamamen farklı bir görüntüye sahip olduğu anlaşılıyor. Skoda Tudor, kâğıt üstünde o dönem üretilen tüm otomobillerden daha farklı olmayı amaçlayan bir tasarım felsefesine sahip olsa da tasarımın gerçek bir mock-up haline gelmesi gerektiğinde tasarımcıların işi hiç de kolay olmamış.

Kâğıt üstünde planlanan detaylardan özellikle otomobilin ön ve arka kısmı hakkında olanlar değiştirilerek o dönem seri üretimde olan Superb ile daha benzer özelliklerde oluşturulmuş. Ancak, bu otomobil bir Superb Coupe’ye dönüştü demek değil. Aksine oldukça ilgi çekici bir kombinasyon haline geldiği söylenebilir. Özellikle arka kısımda kullanılan stop lambaları ve bagaj kapağı üzerinde bulunan yenilenmiş “TUDOR” yazısı çarpıcı değişikliklerdi. Bu değişikliklerden bazılarının izlerini günümüz Skoda modellerinde görmek mümkün.

Bu denli nadir ve etkileyici bir otomobil elbette güvenli bir şekilde muhafaza edilmeli. Ancak, Skoda Tudor Hindistan’daki bir fuarın ardından kayboldu! Skoda’nın açıklamasına göre otomobil “dramatik koşullar altında kayboldu”. Yerel ve Skoda yetkililerinin uzun süren uğraşları sonucunda otomobil bir tren istasyonunda terk edilmiş halde bulundu. Otomobil Çekya’ya götürüldükten sonra detaylı bir yenileme geçirdi ve Mladá Boleslav’da bulunan Skoda Müzesi’ne yerleştirildi. Bir marka içerisinde bir fikrin temsilcisi haline gelen bu nadide otomobil Çekya’daki müzede halen sergilenmekte.

 

Yorumlar

  1. İlk yorumu sen yap...

Yorum